En çıkmaz sokaklarda yürüyor bugün insanlık. O kadar uzun ve kısa ki bu sokaklar; zaman yetisini kaybediyor, kısa olduğunu sanıp bir kenara atıveriyor –nasıl olsa geri döneceğim küstahlığıyla. Ne çabuk bitti dedirtircesine kısa (!) olduğuna aldırmadan, umarsızca yürüyor çıkmaz sokaklarını bugün.

Ömrü boyunca ilk ve son kez lunaparka gittiğini bilen ama, babasının fazla parası olmadığı için oyuncağını seçmek zorunda kalan çocuğun çaresizliğinden beslenen bu sokaklar, izin veriyor üzerinden delik aça aça geçilmesine –geçildiğine avunarak.

Ses çıkartamıyorlar kendi uzunluklarına, onları uzun yapan insanlığa… Acı eşiklerinin aşılmasını beklercesine susuyorlar. Sustukça çökmeye başladığını sanıyor çıkmaz sokak, her delikten farkında olmadan anlam çıkartırken kendine –her çöküşün aslında bir yenilenme olduğunu bilmezken.

Sokağın sonuna gelen ve yol üzerinde olmamış meyveleri toplayan -mahveden- insanlık, ihtiyaçları bittiği için geri dönmek istiyor; ilkyazda güzel bir pazar pikniğinin ardından, ertesi günü işe gideceği için az önceki mutluluğunu unutarak lanet okuyup, tüm çöpünü etrafa bırakan ailelerin vefasızlığı ve sevgisizliğiyle.

Açtığı deliklere düşmeden, –geç saatte annesini uyandırmadan eve girmeye çalışan çocuk gibi– hızlıca ve sessizce kaçıyor insanlık, imzası olan her deliği reddediyor –işlediği cinayeti reddeden katil gibi: öylesine.

Dile geliyor sokak en sonunda; hiçbir şey olmamış gibi geçip gitmeye çalışan insanlığa: “Sizler geri dönene kadar ne topraklar kaydı sokağımda” diyor, “en köklü ağaçlarımla birlikte. Ne depremler olmuş da en sağlam binalarımda -o hiç yıkılmaz diye dayandıklarınızda- meğer farkında değilmişim…”

“Kimseler bilip görmesin diye, o kadar hızlı kaçtığınızı düşündünüz ki; siz gelene kadar rüzgarınızın getirdiği topraklarla en güzel meyvelerini verdi ağaçlarım, bir bir kapattı kendini deliklerim. Ses çıkarmadım başta, beni kısa sanarak çıktınız yola. Belki de bu yüzden sürekli sustum açtığınız deliklere; acı-mutlu sonları severim ben benim sokağım sonsuzdur!

Rüzgarınız gelmeden siz geldiniz ve daha rüzgarınız gitmeden gitmeye çalıştınız; kalbiniz bedeninize ağır geldi, sevgisizliğiniz ruhunuza zehir.” …

Mart 2019

BUNU PAYLAŞ:

Leave A Comment

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir