18 Şubat 2017, Bostanlı, İzmir

Yorgunuz. Yalnızız. Korkuyoruz. Hayallerimizden asıldık.

Öyle yorgunuz ki, sorsanız nefes alıyoruz elbet ama bugün mezarımızı kazmaya hazırız, yarın ölmek için. Öyle yalnızız ki konuşmayı, kendi dilimizi unuttuk. Düşünceler yetiyor sadece yeterince kalabalık olmaya. Bizim yalnızlığımız bile çok kalabalık aslında.

Ve öylesine bir korku dolaşıyor ki damarlarımızda… En çok kendimizden korkuyoruz biz. Bizim bile hatırlayamadığımız kâbuslar korkutuyor bizi.

En güzel düş uykumuzu bölüyor vücudumuza saplanan tarif edemediğimiz ağrılar. Uyutmuyor yalnızlıklarımız, uyutmuyor geride bıraktıklarımız, hiçe sayılan emeklerimiz. Uyuyamıyoruz

Umutlarımızı saçlarımızdan koparıp, dipsiz bir uçuruma sarkıtıyorlar bulutlara bağlayarak. Atlasak değer mi düşmeye? Dibe çakılmak acı vermez artık, biz acının en saf halini saç diplerimizden ayak uçlarımıza kadar hissettik. Zirvesini gördüğümüz dağ; dibini gördüğümüz kuyu korkutmaz artık buz tutmuş yüreklerimizi. En fazla paramparça oluruz, deriz. Daha önce yaşamadığımız şey değil.

Atlasak, bizi elimizden tutup geri çekecek biri yok, paraşütümüz yok, kanatlarımız yok, hiç kimse yok.

Bir keresinde uçmak istediğimizi söylediğimizde kopardılar bizim kanatlarımızı. Çocukluğumuzda neşeli çocuk sesleri eşliğinde oyun parklarında değil, ürkütücü rüzgâr uğultusu eşliğinde mezarlıklarda oynadık biz.

Bizim uyuyamadığımız gecelerin sabahları hiç aydın olmadı.

Biz öldük, onlar gömdüler.”

BUNU PAYLAŞ:

Leave A Comment

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir