2 Ocak 2019, Konak, İzmir

Ne kimseyi değersiz hissettirebilecek kadar boş vermeli, ondan hislerini saklamalı,

Ne de kimseye yarın da var olacakmışçasına, açık açık bağlanmalı

Ah şu ince fark… Hepimizi kıran, hüzne boğan bu değil midir aslında, her vedada.  Hep var olacaklarına inanmak, bir gün olmayacaklarının düşünü kuramamak, en yakınımızın bile, ana-babamızın bile…

İnsan kendinin iyi gün dostu olmamalı.

Bugün en sevdiklerimiz yanımızdalarken, geçmişte en sevdiklerimiz artık yanımızda değil. Belki de onlar gittiler diye kırıldık, döküldük, belki de bir nesli heba ettik. Çünkü yarını düşünmüyoruz. O sığ beyinlerimiz, hiçbir şeyin değerini bile bilmezken, bugün en yakınımıza koyduğumuz kişilerin yarın orada olmayabileceğinin farkında bile değil(!). İyi gün dostuyuz, kendimizin…

Biri geliyor hayatımıza, kapılarımız açılıyor ardı ardına,

Kör oluyor boşluklar, kana kana tutunuyor kırılmış dallara

Beynimiz kendini ölüme hazırlamıyor efendiler.

Gelenlerin sonsuz olduğuna, hep var olacaklarına öyle kanıyoruz, onları öyle benimsiyoruz ki bir gün gidebileceklerini düşünmüyoruz. Kendimizi hazırlamıyoruz ölüme. Çat kapı gidiyorlar hayatımızdan. Bakakalıyoruz; hiç beklemediğimiz bir zamanda ölüyoruz, bir anda, öylece, hayallerimizle birlikte…

Sonsuzluk treni değil bu hayat, biliyordum her gün gözlerimi seninle açtığım,

Biliyordum, bir gün seni koyduğum yerde bulamayacağımı

Ölümü düşünürken ölüyor yorgun bedenlerimiz.

En güçlü parçamız en tecrübesiz, en acınası,

En güçlü parçamız en unutkan, en saf, en değer bilmez

BUNU PAYLAŞ:

Leave A Comment

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir