30 Aralık 2017, Konak, İzmir

Umut, Pandora’nın kutusundan bir türlü çıkamayan icat, insanlığın en büyük yanılgısı belki, zaten olmayacak şeyi bekleme isteği. Bedava acı dağıtım merkezi umut, insanın. En ufak şeyden nem kapar, içini doldurur, doldurur, doldurur.. Kendisini acıtır, acınmak ister.

Umut, en büyük inançlarımızdan değil midir aslında? Dua eder Allah’tan umut bekleriz. Ne kadar acıdığının önemi yoktur, ne kadar zaman geçtiğinin önemi yoktur. Sadece bekleriz. Sorgulamadan, düşünmeden, acıya acıya.

Umut, en büyük aptallıktır. Devletleri yok eder umut; onlara “umut” eden halkları, annesinden başını okşamasını bekleyen çocuğu, sevgi gösterip sevgi görmek isteyen aptalları..

Hiç mi tecrübe etmez insanoğlu, yüzyıllardır yaşayan insanlık hiç mi aktarmaz o tecrübesini. İnsan neden yüreği umut doluyken umutlandığını kabul etmez, kendisine yediremez, yenildiğinde, düştüğünde, kaybettiğinde susar, en büyük inancından vazgeçer?  Neden zordur bu kadar, kabullenmek; farkına varmak. İnsan neden kaybettiğini kabullenip bunlardan ders çıkartamaz? Neden hâlâ aptalca umut eder? Karşısına ne çıkarsa çıksın o kör inancından -ki herhangi bir “şeye” inanç duymak bana göre tek gerçekliktir- neden vazgeçemez? Kibirlidir çünkü insanoğlu.

 

30 Aralık 2017, Konak, İzmir

Görünen o ki asla da vazgeçmeyecektir.

BUNU PAYLAŞ:

Leave A Comment

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir